Tedavilerimiz

İmplant tedavisi, konusunda uzman hekimlerimiz ve anestezi uzmanımız ile birlikte ameliyathanemizde steril şartlarda gerçekleştiriliyor. Yerli ve yabancı implant markalarıyla her bütçeye uygun ömür boyu güvenle kullanabileceğiniz implantlara sahip olabilirsiniz.

İmplant nedir?
İmplant eksik dişlerin tedavisinde kullanılan ve çene kemiğinin içine yerleştirilen titanyumdan yapılmış vidalardır. Bu vidaların üzerine diş protezi yerleştirilir. İmplant tedavisinin diğer tedavilere avantajı komşu dişlere zarar verilmez.Yani komşu dişlerin kesilmesi gerekmez. İmplant diş kök görevi görür ve doğal diş gibi rahatlıkla yemek yiyebilir, konuşabilir ve gülebilirsiniz.

İmplant tedavisi kimlere uygulanabilir?
İmplant tedavisi 18 yaş üzeri, çene ve yüz gelişimini tamamlamış bireylere uygulanır. Tedaviden önce çene yapısının implanta uygun olup olmadığı çekilen röntgenlerle tespit edilir. Şeker hastalarında tedaviden önce hastalığın düzene girmiş olması gerekir. Kan sulandırıcı ilaç kullananlarda tedaviden önce ilaçlar kesilir. Kemik erimesi olanlar uygun tedavi aldıktan sonra implant tedavisi görebilirler.

İmplant tedavisi nasıl yapılır?
İmplant tedavisi hastaya hafif bir sedasyon verilerek yapılır. İşlemden önce detaylı muayene ve röntgen gereklidir. Çene kemiklerinin ve kalan dişlerin ölçüsü alınır. Dental implantların yerleştirilmesi için iki seçenek vardır. Tek aşamalı işlemde implant yerleştirildikten sonra geçici başlık takılır. İki aşamalı işlemde ise dental implant takıldıktan sonra üzeri diş eti ile kapatılır ve iyileşmeye bırakılır. Protez başlıklar daha sonra takılır. Her iki durumda da geçici bir köprü yerleştirilir ve alt çene için 3 ay, üst çene için altı ay iyileşme süreci beklenir. Bazen dental implantların üzerine yeni yapılan dişler hemen takılabilir. Dental implantla hasta güvenle gülebilir ve yemek yiyebilir.

Zirkonyum implantlar, titanyumdan yapılmış implantların direncini artırmak için yapılmış yeni kuşak implantlardır. Özellikle dar çene kemiğinde dayanıklılığı artırmak için kullanılır. Titanyumdan dayanıklılık haricinde farkı yoktur.

Zirkonyum aynı zamanda diş kaplamasında da kullanılmaktadır. Zirkonyum doğal dişe yakın beyazlıktadır ve ışığı yansıtır. Bu nedenle dayanıklılık yanında estetik açıdan da kullanışlıdır. Aşınma yapmaz ve ağızda metal tadı bırakmaz. Zamanla renk değişikliğı oluşmaz. Vücuda zararı yoktur.

Protez diş nedir?
Kaybedilen dişlerin yerine koyulan diş protezi kişiye özel olarak üretilir. Hastanın kişisel ihtiyaçları doğrultusunda üretilen diş protezinin kişinin ağzına tam uyum sağlaması, doğal görünmesi ve kolay kullanım özelliğine sahip olması gerekir. Diş protezi, kaybedilen bir ya da birkaç diş yerine kullanılabileceği gibi tüm dişlerin yerine de kullanılabilir. Ancak diş protezi uygulamalarında hastanın ağzında kalan mevcut dişlerin korunması ön plandadır. Diş protezi, kişinin kemik rengine en uygun tonlarda üretilir. Böylece kişinin protez diş rengi, doğal bir görünüme sahip olur. Diş protezi uygulamasında temel amaç kişinin kaybedilen çiğneme fonksiyonunun geri kazanılmasıdır. Kişinin çiğneme etkinliğinin geri kazanılmasıyla birlikte yaşam kalitesi de arttırılır. Tüm bunların yanı sıra kırılmış, rengi değişmiş ya da şekil bozukluğu olan dişlerin yarattığı psikolojik etkiler de ortadan kaldırılmış olur.

Protez diş türleri nelerdir?
Sindirim sisteminin önemli bir parçası olan dişler, insan sağlığı açısından son derece önemlidir. Diş tedavisinde en son tercih edilmesi gereken diş protezleri çoğunlukla diş çürümesi, dişin kırılması ya da dolgunun yetersiz kalması gibi diş kayıplarına neden olan durumlarda uygulanır. Farklı bir deyişle dişte var olan rahatsızlık, uygulanan tedaviyle düzeltilemeyecek boyuttaysa kişi, diş protezi tedavisinden faydalanabilir. Protez uygulamasında kişinin var olan sağlıklı dişlerinin korunması esastır. Diş protezlerinin genel anlamda sabit ve hareketli olmak üzere iki farklı türü bulunur:

Sabit diş protezi
Ağız içine yapıştırılarak uygulanan sabit diş protezleri, kişinin kendi isteğiyle çıkarılamaz. Çoğunlukla diş kaybı az olan kişilere uygulanan sabit diş protezi, kişinin kendi dişi kullanılarak üretilir. Mevcut dişin kesilerek küçültülmesiyle başlayan işlemin ardından kişinin var olan dişinin üzeri kaplanır ve ardından üzerine protez monte edilir. Farklı materyallerden üretilebilen sabit protezlerin hazırlanıp yerine takılması yaklaşık 10 gün kadar sürer ve bu süre boyunca kişinin 4 ila 5 kez diş hekimine gitmesi gerekir. Kullanılan materyale göre farklı kullanım ömrüne sahip olan sabit protezlerin uygulanması için öncelikle kişinin dişi küçültülür ve ardından hassas ölçü alınır. Hasta ile birlikte uygulanacak diş protezinin rengine karar verilir. Bu noktada önemli olan mevcut dişler ile birebir aynı tona sahip protezin uygulanmasıdır. Bir sonraki ziyarette ise model üzerinde hazırlanan protezin provası yapılır. Ardından, hazırlanan dişin diğer dişler ve çevre dokularla olan teması ayrıntılı şekilde incelenir. Daha sonra diş protezi tekrar hasta üzerinde prova edilir ve rahatsızlık veren bir durum yoksa protez, diş üzerine sabitlenir. Yapıştırıcının artıkları temizlenir ve hasta, dişin kulanım ömrü ve ağız bakımı konusunda ayrıntılı olarak bilgilendirilir. Sabit diş protezinde çiğneme daha rahattır. Kişinin konuşmasına ve görünümüne olumlu katkıda bulunur. Gelişen diş protez teknolojisi sayesinde günümüzde sıklıkla zirkonyum ve laminate restorasyonlar uygulanmaktadır:

Zirkonyum Restorasyonlar: Beyaz tonlarına sahip metal bir element olan zirkonyum, günümüzde en sık tercih edilen sabit diş protezi materyalidir. Zirkonyum kaplama dişler, işlevsellik ve estetik sağlarken, sağlamlığı ile de ön plandadır. İstenilen renk tonunda ve ışık geçirgenliğinde işlenebilir. Metal alerjisi olan kişilerde uygulanabilen zirkonyum kaplama diş protezleri, pürüzsüz ve doğal bir parlaklığa sahiptir. Mine kaybı olan dişlere, implant üzeri protezlerde, ortodontik tedavinin mümkün olmadığı diş çapraşıklığı veya ayrılıklarında güvenle uygulanabilir.

Laminate Restorasyonlar: Dişin ön yüzüne, ince yaprak şeklinde porselen yapıştırılarak uygulanan laminate restorasyon işleminde, dişlere müdahale son derece azdır. Yalnızca ön dişlere uygulanabilen laminate restorasyon, dişlerde oluşan renk değişimlerinin kapatılması, mevcut boşlukların gizlenmesi, kırık nedeniyle oluşan görünümün düzeltilmesi gibi nedenlerle uygulanabilir.

Hareketli Diş Protezleri
Eksik dişlerin yerini alabilen aparey olarak tanımlanabilen hareketli diş protezleri, hastanın kendisi tarafından takılıp çıkarılabilir. Doğal dişlerin olduğu fakat sabit protez için yeterli desteğin olmadığı vakalarda uygulanır. Uygulama sırasında var olan dişlerden ve dokulardan destek alınır. Hareketli protezlerin 4 farklı çeşidi bulunur:

Total Protezler
Kişinin ağzında hiç diş bulunmadığında tercih edilen total protez, alt ve üst çeneye ayrı ayrı uygulanır ve mevcut kemik dokusu ile desteklenir. Halk arasında takma diş olarak da bilinen total protez, çoğunlukla akrilikten üretilir. Kişinin ağız ölçülerine özel olarak üretilen total protez ilk takıldığında ağız içinde yabancılık, dudak ve yanaklarda doluluk hissedilmesi son derece normaldir. Alt protez çoğunlukla üst proteze göre daha fazla hareket eder. Dolayısıyla alt proteze alışmak daha uzun sürebilir. Salgı bezlerinin uyarılmasına bağlı olarak ilk günlerde kişinin tükürük miktarında artış olur. Konuşmanın farklılaşması da son derece normaldir. Total proteze alışma sürecinin kısaltılması için yüksek sesle okumak ve telaffuzda zorlanılan kelimeleri tekrar etmek önerilir. Total protez dişlere alışma süresi genellikle 4 ila 6 hafta kadardır.

Parsiyel Protezler
Halk arasında kancalı diş protezi olarak bilinen ve doğal dişlerin bir kısmının olmadığı durumlarda uygulanabilen parsiyel protez, hastanın kendisi tarafından takılıp çıkarılabilir. Bölümlü protez olarak da tanımlanan parsiyel protez, kayıp ve eksik dişlerin yerine takıldığında işlevselliğin yanı sıra estetik görünüm de sağlar. Parsiyel protezler çoğunlukla akrilik ve tek parça dökümden üretilir. Var olan dişlere kroşe tellerle tutturulur. Tel görünümünün gizlenmesi için hassas bağlantılı estetik protez uygulanabilir.

İmmediat Protezler
Geçici protez olarak da bilinen immediat protezler, doğal dişlerin çekilmesiyle oluşan estetik kaygının giderilmesi için uygulanır. Dişler ilk çekildiğinde ağız içi dokularda şişlik oluşur. Kalıcı protez yapılmadan önce bu dokuların normale dönemsi için beklenmesi gerekir. Bu süreç boyunca hastanın kalıcı protezleri de hazırlanır. Dokulardaki iyileşmenin tamamlanmasıyla birlikte immediat protezler ağız ile uyumsuz hâle gelir ve kişiye kalıcı protezler uygulanır.

İmplant Üstü Protezler
İmplant, diş kaybının olduğu vakalarda hastanın çene kemiğine titanyum alaşımdan üretilen vida benzeri metal yapıdır. Diş kökü görevi gören implant, üzerindeki protezin tutunmasını kolaylaştırırken sağlamlığını da arttırır. Hiç dişi olmayan kişilerde hareketli protezin tutunmasını arttırmak amacıyla implant yapılabilir. Böylece kişinin nihai protezi, çene kemiği içinde bulunan implantlara tutturularak, çiğneme ve konuşma fonksiyonlarının etkinliği arttırılır.

Pedodonti Nedir?
Pedodonti (Çocuk Diş Hekimliği), 0-13 yaş grubu çocukların süt ve daimi dişlerinin sağlıklı olarak korunmasını, çürük, travma, kalıtımsal ve benzeri etkenlerin bu dişlerde oluşturduğu sorunların giderilmesini amaçlayan bir anabilim dalıdır. Pedodonti, bebeklik çağından itibaren çocukların ağız-diş sağlığını ve çene-yüz bölgesi gelişimini takip ve tedavi eden, aynı zamanda koruyucu önlemleri de içine alan diş hekimliği dalıdır. Pedodontistler bu dönemde bebek, çocuk ve gençlerin ağız diş sağlığı gereksinimlerine göre önleyici ve tedavi edici her türlü tedavi ve koruyucu uygulamaları gerçekleştirmektedirler.

Ağız-Diş Bakımı ve Beslenme Önerileri
Çocuk Protezleri
Diş Çekimi
Diş Çürüğünden Koruyucu ve Önleyici Uygulamalar; Fluorid Jeli, Fluorid Verniği, Fissür Örtücü
Diş Travmalarının Tedavisi
Endodontik Tedaviler (Kanal Tedavileri, Ampütasyonlar)
Kötü Ağız Alışkanlıklarını (Parmak Emme, Tırnak Yeme, Dudak Isırma vb.) Durdurmaya Yönelik Tedaviler
Süt ve Genç Sürekli Dişlerde Restoratif Tedaviler (Dolgular)
Yer Tutucular
Süt Dişleri Neden Önemlidir?
Süt dişleri toplam 20 tanedir. Süt dişlerinin en önemli görevi çocuğun beslenmesini sağlamaktır. Ayrıca konuşmanın düzgün gelişimi de süt dişlerinin varlığına bağlıdır. Süt dişleri, kapladıkları alanı kendilerinin yerine gelecek olan kalıcı diş için korumakta ve kalıcı diş sürerken ona rehberlik yapmaktadırlar. Süt dişi erken çekildiği zaman bu doğal yer tutuculuk fonksiyonu da ortadan kalkmaktadır.

Koruyucu Uygulamalar Nelerdir?
Çocuk diş hekimliğinin birinci amacı, diş sorunlarının oluşmasını engelleyecek önlemleri almak ve çocukları çürüksüz bir geleceğe yönlendirmektir. Bu amaçla uygulanan işlemlere Koruyucu Diş Hekimliği Uygulamaları denir. Diş çürüğünü önlemeye yönelik koruyucu uygulamalar için de çocuğun ve ailesinin ağız-diş sağlığı ve beslenme konusunda eğitilmesine büyük önem verilmektedir. Koruyucu diş hekimliği uygulamaları arasında yüzeyel flor ve fissür örtücü işlemleri yer almaktadır.

Fissür Örtücüler Ne İşe Yarar?
Daimi dişlerin çiğneyici yüzeylerindeki derin ve çürümeye yatkın fissürleri (olukları) kapatıp, bakterilerin buraya ulaşmasına izin vermeyen ve böylece çürüğü önleyen akışkan bir dolgu maddesidir. Fissür örtücü uygulamaları 6 ayda bir kontrol edilmelidir.

Flor Uygulaması Nedir?
Flor, dişlerin çürümesini önleyen, dişlerin yapısını kuvvetlendiren bir elementtir. Dişler ilk sürdükleri zaman diş minesi tam olarak olgunlaşmadığından yeni sürmüş dişler genellikle çürüğe karşı daha dirençsiz ve çürük oluşumuna yatkındırlar. Flor, diş minesini kuvvetlendirerek dişi asit ataklarına karşı korur ve dolayısıyla diş çürüklerinin oluşmasını önlemeye yardımcı olur. Profesyonel yüzeyel flor uygulaması sadece diş hekimleri tarafından uygulanabilen koruyucu bir yöntemdir. Yüzeyel flor, 6 ayda bir diş hekimi tarafından uygulanmalıdır.

Genel Anestezi ile Diş Tedavisi
Ekin Diş Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde hizmet veren Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Füsun Baysal ile sedasyon ve genel anestezi altında tüm diş tedavilerini gerçekleştirebiliyoruz.

Diş çürükleri çocukların sadece ağız ve diş sağlığını değil; aynı zamanda genel sağlığını, uyku düzenini ve psikolojisini de etkilemektedir. Bu nedenle varsa diş çürüklerinin tespit edildiği ilk andan itibaren en kısa sürede tedavi edilmesi gerekir. Ancak diş hekimi korkusu olan veya iletişim kurulamayan çocukların diş tedavilerini diş koltuğunda yapabilmek her zaman mümkün olamamaktadır. Böyle durumlarda çürük diş sayısı kaç olursa olsun tüm dişlerin tedavileri ile koruyucuları çocuğu ve aileyi strese sokmadan sedasyon veya genel anestezi altında tek seferde gerçekleştirilebilmektedir.

Genel anesteziyle, çürük dişlerin tedavisinden koruyucu uygulamaya kadar tüm işlemler tek seansta gerçekleştiriliyor ve bu sayede hem ailenin ve hem de çocuğun tedavi sürecinde yıpranması engellenmiş oluyor. Özellikle küçük yaştaki çocukların tedavi sırasında yaptıkları ani hareketlerle oluşabilecek yaralanma riskleri de böylelikle ortadan kalkıyor.

Genel Anestezi Kimlere Uygulanabilir?
Fiziksel engelli çocuklara,
Zihinsel engelli çocuklara,
Restoratif veya cerrahi tedaviye gereksinimi olan ancak akut enfeksiyon, anatomik varyasyonlar veya alerji nedeniyle lokal anestezi uygulanamayan çocuklara,
Acil tedaviye gereksinimi olmasına rağmen iletişim kurulamayan çocuklara,
Biberon çürüğü veya erken dönem çocukluk çağı çürükleri adı verilen yaygın çürüklere sahip olan küçük yaştaki çocuklara,
Genel anestezi yapıldığı takdirde tıbbi risklerin azalacağı (bazı kalp hastalıkları gibi sistemik hastalıkları olan) çocuklara,
Herhangi bir nedenle (uzak yerde oturulması, allerjik reaksiyon riski vb.) tedavisinin tek seansta tamamlanması gereken çocuklara.
Özellikle çok sayıda diş çürükleri olan bebeklik ve okul öncesi dönemdeki çocuklarda diş tedavilerinin genel anestezi altında yapılması tedavilerin daha sağlıklı bir şekilde yapılmasını sağlamaktadır. Ayrıca uyum problemi gösteren tüm çocuklarda genel anestezi altında diş tedavileri güvenle uygulanabilmektedir.
Mental ya da bazı fiziksel engeli olan çocuklarda diş tedavileri ancak genel anestezi altında yapılabilmektedir.

Amalgam Dolgu
Halk arasında gümüş dolgu da denir. Rengi doğal diş ile uyumlu değildir. Bu nedenle ön ve görünen dişlere uygulanmaz. Dayanıklılığı oldukça iyidir. Halk arasında söylendiği gibi zararlı olduğu bilgisi doğru değildir. Kompozit dolguların yaygınlaşmasıyla kullanımı azalmıştır.

Kompozit Dolgu
Bu dolgu çeşiti oldukça yaygın kullanılır. İlk muayenede hemen yapılabilir. Özellikle de kırık, çatlaklar için ideal bir işlemdir. Çürüklerde ise diş içi boşaltılır ve temizlenir. Ardından kompozit reçine karımı içerisine doldurulur. Ardından donması beklenir. Büyük boşlukların doldurulmasında kullanımı pek önerilmez. Kırılgan yapısı fazla dayanıklı değildir.

Çatlaklarda ise doğrudan yüzeye uygulanır. Maliyetinin düşük olması kompozit dolguya rağbeti arttırmaktadır.

İnley-Onley Porselen Dolgusu
Laboratuvar ortamında hazırlanarak yapılır. Birden fazla işlem gerektiren dişlerde uygulanabilir. Leke tutmaz ve renk değişimi görülmez. Ekin Diş ADSM'nin teknolojik alt yapısı sayesinde aynı gün üretilir ve hastaya uygulanır.

Dolgu Yapım Aşaması
Dolgu uygulanacak bölge ilk olarak röntgen çekilerek tespit edilir.
Ardından teknolojik aletler ile içi boşaltılır.
Çevresi ve dişin içi temizlenir.
Uygulanacak olan madde seçilerek hekim tarafından hazırlanır.
Sonra temizlenen diş içerisine doldurulur.
Kısa sürede donması için makine kullanılır.
Yapım işleminin ardından hasta ağzını açıp kapar, hareket ettirir. Rahatsız edici bir yer varsa hekim inceltme, kesme, alçaltma işlemi yaparak son şeklini verir.
Genel olarak yapılan dolgu yöntemi bu şekildedir. Ancak özel malzemelerle yapılan dolgularda, bekleme süresi, birden fazla prova gerekebilir.

Dolgu Diş Kullanımı
Dolgu yaptıran hastalar, birçok yönden daha dikkatli olmak zorundadır.
Soğuk ve sıcak gıdalar dolgulara zarar verir.
Sert ve kabuklu yiyecekler, dolguların kırılmasına neden olacağından uzak durulmalıdır.
Sigara, nargile gibi nikotin içeren tütün ürünleri kullanılmamalıdır.
Günlük diş fırçalanmalı, ağız içinde bakteri oluşumu önlenmelidir.
Kola, alkol, gazoz gibi asit barındıran içecekler, dolgunun dağılmasına sebebiyet verir.
Tırnak yeme rahatsızlığı, gece diş sıkma gibi sorunları olanlar tedavi olmalıdır. Aksi halde dolgular uzun süre dişte yer edinmez.

Diş Çekimi
Günümüzde, bilimsel ve teknolojik ilerlemenin diş hekimliği bilimine katkıları sayesinde, öncelikle dişi tedavi etmek ve ağızda tutmak hedeflenmekle birlikte, bazı durumlarda, hasta sağlığını koruma veya tedavi planlaması nedeniyle diş çekimine başvurulmaktadır. Bu durumları şöyle özetleyebiliriz:

İleri derecede çürük ve madde kaybı yüzünden tedaviyle kurtarılamayan dişler.
Çarpma sonucu, tedavisi mümkün olmayacak şekilde kırılan dişler.
Kanal tedavisine rağmen kurtarılamayan apseli dişler.
İleri derecede dişeti iltihabı nedeniyle sallanan dişler.
Zamanında düşmeyen süt dişleri.
Aşırı konum değişikliği (dönme, devrilme vb.) nedeniyle sorun yaratan dişler
Kist ya da tümör içindeki dişler.
Tam sürememiş (gömük) ve sorun yaratan dişler.
Yer darlığı nedeniyle ortodontik tedaviye yardımcı olmak amacıyla, sorunsuz olduğu halde bazı dişler çekilebilir.

Diş çekimi kuvvet gerektirir mi? Bu bakımdan kadın ve erkek diş hekimleri arasında fark var mıdır?
Çekim sırasında elbette bir kuvvet uygulanır. Ancak çekim aletleri zaten hekimin uyguladığı kuvveti birkaç katına çıkaracak şekilde tasarlandığından, aşırı kuvvet olumsuz sonuçlar bile doğurabilir. Dolayısıyla diş çekimi daha ziyade, teknik bilgi ve beceri gerektiren bir girişimdir.

Çekim sırasında diş neden kırılır?
Özellikle büyük azılarda, yani çok köklü dişlerde, kökler çok ayrık ya da kıvrık olduğunda, kemiğin elastikiyetini kaybettiği yaşlı kişilerde, yine esnemeyen çok kalın çene kemiğine sahip olan kişilerde, aşırı madde kaybı nedeniyle tutacak yeri azalmış ve kırılganlaşmış dişlerde çekim sırasında kırılma olabilir. Bu korkulacak bir durum değildir. Anestezi, yani uyuşma başarıyla sağlanmışsa, diş hekimi bu iş için üretilmiş aletlerle, kalan parçaları acısız bir şekilde çıkartır.

Diş çekimi korkusunu yenmek için ne yapılabilir?
Bu korkunun hiçbir şekilde giderilemeyeceğinin anlaşıldığı özel durumlarda, genel anestezi altında çekim yapılabilir. Ancak çoğunlukla hasta hekim arasındaki diyalog ve yaklaşım böyle bir girişimin gerekmediğini göstermektedir. Öncelikle çekilmesi gereken dişin vücuda verdiği zararlar ve ağrı gibi olumsuzluklar göz önüne alınarak, bundan kurtulmak gerektiği hatırlanmalıdır. İyi bir uyuşma sağlandıktan sonra, çekim sırasında, sadece bir basınç hissi ve dişin yükselmesi sırasında küçük çıtırtılar duyulabilir. Ağrı ya da acı olmaması gerekir. Genellikle insanlar çevrelerindekileri korkutmayı severler ve bu basınç ve çıtırtıları abartarak anlatırlar. Bu tür yanlış telkinlerin etkisinde kalınmamalı, her türlü soru hekime yöneltilmelidir.

Çekim öncesi yapılması gereken şeyler nelerdir?
Eğer doktorunuzun önerdiği bir ilaç (örneğin antibiyotik) söz konusuysa, mutlaka saatlerine uyarak, düzenli bir şekilde kullanmalısınız. Bir hastalığınız ya da alerjiniz varsa ve ayrıca bu yüzden sürekli kullandığınız ilaçlar mevcutsa, kesinlikle bunları hekiminize söylemelisiniz. Çekimden önce pıhtılaşmayı geciktiren aspirin türü ilaçlar kullanılmamalıdır. Mümkünse dişler güzelce fırçalanmalı ve bir antiseptikli suyla çalkalanmalıdır. Böylece ağızdaki bakterilerin azalması ve enfeksiyon riskinin düşürülmesi iyi olur.

Diş çekiminden sonra nelere dikkat edilmelidir?
Çekim yarasının üzerine konan tampon yarım saat kadar tutulmalıdır.
Bu tampon atıldıktan sonra, gerekmiyorsa tekrar tampon konmamalı, oluşan pıhtının bozulmamasına özen göstermelidir.
Ağız suyla çalkalanmamalıdır.
Çekim sonrası iki saat kadar bir şey yenmemeli, bu süre dolduktan sonra da mutlaka ılık şeyler tercih edilmeli ve çok sıcak ya da soğuk yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
24 saat sigara içilmemelidir. Sigara pıhtının bozulmasına ve yara yerinin iltihaplanmasına neden olabilir. Kuru soket denen bu durum uzun süre ağrıya sebep olur.
24 saat alkol alınmamalıdır.
Hiç bir şekilde çekim yerine dokunulmamalı, yara bölgesi emilip tükürülmemelidir.
Yaralı bölge 24 saat kullanılmamalıdır.
Ağrı olursa aspirin dışında bir ilaç tercih edilmeli, mümkünse bunun için hekime danışılmalıdır.
Çekim yeri mutlaka temiz tutulmalıdır. Yara içerisine yemek artığı dolması önlenmelidir. Çekimden 24 saat sonra, yumuşak bir diş fırçasıyla bölge yavaşça fırçalanmalıdır. Bu sırada ılık tuzlu su gargarasından da faydalanılabilir.
Kanamanın hafif bir sızıntı halinde 6- 24 saat sürmesi normal kabul edilmektedir. Ancak aşırı bir kanama varsa ya da bu süre aşılmışsa mutlaka diş hekimine başvurulması gerekir.
Aynı şekilde, uzun süren ağrı şişlik durumlarında da hekime haber verilmelidir.
Sızıntı şeklinde devam eden kanamalarda, ıslatılmış bir çay poşeti, gazlı bezle sarılarak yara yerine konulabilir. Bu şekilde bir süre tampon yapmak, çayın içindeki bazı maddelerin kan durdurucu özelliği nedeniyle faydalı olabilir.
Yara iyileştikten sonra ne yapılabilir?

Çekim boşluğunun yerine, duruma göre, köprü, protez ya da implant uygulanmalıdır. Diş eksikliği sindirim bozukluklarına yol açabileceği gibi, çekilen dişe komşu olan dişlerde konum bozuklukları (eğilme, devrilme vb.) ve buna bağlı olarak çiğneme sorunları da oluşabilir.

Gömük diş nedir, çekimi gerekli midir?
Diş etrafındaki çene kemiğinin çok yoğun olduğu ya da dişetinin çok kalın olduğu durumlarda, çene kavsinin dar olması nedeniyle dişin sürecek yer bulamaması halinde, süt dişlerinin erken kaybı sonucu ya da bazı hastalıklara bağlı olarak sürememiş ve dişetinin altında, kemik içinde kalmış dişlere gömük diş denir. Bu dişler apseye neden oluyorlarsa, ağrı yapıyorlarsa, dişin büyüklüğü ve konumu çene kırığı riski taşıyacak kadar kemiğin incelmesine neden oluyorsa, tümör ya da kist ile birlikteyse ve komşu dişin çürümesine yol açıyorsa çekilmeleri gerekir.

Kanal tedavisi nedir?
Endodontik tedavi yani kanal tedavisi, çeşitli nedenlerle iltihaplanan veya mikroorganizmaların yerleşmesiyle enfekte olan pulpa dokusunun çıkartılarak kanal boşluğunun temizlenmesi, şekillendirilmesi ve doku dostu kanal dolgu maddeleri ile doldurulması işlemidir. Bu işlemler bütünü, kanal tedavisi olarak tanımlanır. Kanal tedavisi çürük ya da çeşitli travmalar sonucu diş kökünün etkilendiği durumlarda uygulanan bir yöntemdir. Buradaki amaç diş kaybını önlemek, dişin normal fonksiyonlarını yerine getirerek çene kemiğinde aktif kalmasını sağlamaktır.

Kanal tedavisi hangi durumlarda yapılır?
Diş 3 ana tabakadan oluşmaktadır. Dişin en dışında mine ve onun altındaki dentin tabakası dişin sert yüzeylerini oluşturmaktadır. Dişin iç yüzeyinde ise dişi besleyen damarlar ve sinirlerin olduğu canlı pulpa tabakası bulunmaktadır. Diş çürüğü bütün bu tabakaları aşıp pulpaya kadar indiğinde dişte bir enfeksiyon gelişmektedir. Bu da pulpanın hasar görmesi buradaki sinirlerin ölmesi anlamına gelmektedir. Kanal tedavisi dişi kaybetmemek için yapılan bir tedavidir. Diş kayıpları o bölgenin aktifliğini yitirmesine ve çene kemiğinin erimesine yol açabilmektedir. Ayrıca diş kayıpları hastayı estetik, sosyal ve psikolojik açılardan olumsuz etkileyebilmektedir. Pulpaya ve diş kökü kanallarına kadar ilerleyen enfeksiyonun neden olduğu çürüklerin temizlemesi, kanalların şekillendirilmesi ve ardından kanalın, hiçbir giriş yolu bırakılmayacak şekilde doldurulması işlemine kanal tedavisi denmektedir. Buradaki amaç diş kökünün ucundan ağız içine ve ağız içinden kök ucuna madde geçişini engellemektir. Çok ilerlemiş tablolarda enfeksiyon çene kemiğini de etkileyebilmektedir.

Kanal tedavisi nasıl yapılır?
Eğer bir dişte çürük, pulpa tabakasına kadar ilerlediyse, dişte kaç kanal varsa bütün kanallar temizlenir, ilaçlar ve çeşitli yöntemlerle dezenfekte edilerek doldurulur. Tedavi dişteki enfeksiyonun boyutuna göre uzayabilmektedir. Dişteki enfeksiyon tedavi edilene kadar geçici dolgular kullanılmaktadır. Her diş farklı sayıda kanal içermektedir. Çürük pulpaya ulaştığında dişin kaç kanalı varsa hepsi tedavi edilmelidir. Ağzın ön bölgesinde yer alan kesici dişler genellikle tek kanallı, küçük azı dişler 2 kanallı, büyük azı dişler ise 3-4 kanallı olabilmektedir. Dişteki kanal sayısı kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Her kök bir kanal olarak düşünülebilir ama bazen ekstra kanallar da olabilmektedir.

Nasıl teşhis edilir?
Her diş pulpaya sahiptir ve kanal tedavisi her dişe uygulanabilmektedir. Dişe kanal tedavisi gerekip gerekmediğine diş hekimi çoğu zaman fiziksel muayene sonucu karar verebilmektedir. Röntgen teşhiste yardımcı olan diğer bir seçenektir. Röntgende dişin kaç kanallı olduğu ve kanalın uzunluğu tespit edilmektedir.

Kanal tedavisi ağrılı bir işlem midir?
Diş çürüdüğünde diş, dış etkenlere karşı savunmasız duruma gelmektedir. Çürüğün pulpaya yani diş kanallarına kadar inmesi enfeksiyonlara neden olmaktadır ve diş kök ucu, ağız içine açılmaktadır. Kanal tedavisi dişi kurtarmak adına yapılmak zorunda olan bir işlemdir. Tercihe bağlı değişmez. Enfeksiyon olan dişe dolgudan önce kök kanalı tedavisi yapılmalıdır. Kanal tedavisi ağrılı bir işlem değildir. Diş nekroz değilse hala canlı ise kanal tedavisi lokal anestezi eşliğinde yapılır.

Kanal tedavisi ne kadar sürer?
Tedavi süresi dişin kanal sayısı, ağızdaki lokasyonu ve enfeksiyon durumuna göre değişebilmektedir. Kanal tedavisi pulpada herhangi bir enfeksiyon ya da kist oluşumu yoksa tek seansta bitebilir. Genellikle diş enfeksiyonlu geldiği için tedavi 2 seans sürmektedir. Kanal tedavisinin tek bir seansı 45 dakikaya kadar uzayabilmektedir. Diş kanalı ilk seansta çok iyi bir şekilde temizlenmeli ve şekillendirilmelidir. Temizlenen bölüme lokal ilaç uygulaması yapılarak orada bulunan zararlı mikroorganizmaların öldürülmesi sağlanır. Kanal tedavisinin 2. seansında kanal içinde bir enflamasyon oluşmamışsa hastanın dişinde herhangi bir duyarlılık yoksa, röntgen temiz çıkarsa ve dişi çevreleyen dokuda bir bozukluk görülmüyorsa dişin dolgusu yapılmaktadır.

Kanal tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler
Kanal tedavisi uygulanan diş canlılığını yitirdiği için kırılma olasılığı daha yüksektir. Bu yüzden tedavi sürerken çok sert besinler tüketilmemeli o diş çok fazla kullanılmamalıdır. Enfeksiyonun giderilmesi için antibiyotik ilaçlarlar kullanılabilmektedir. Olası bir ağrı durumunda ağrı kesici ilaçlar da önerilebilmektedir. Tedavi bittikten sonra normal bir dolgu sonrası yapılması gerekenler neyse onlar yapılmalıdır. Lokal anestezi etkisi geçene kadar bir şey yiyip içilmemelidir. Hasta bir iki gün hassasiyet hissedebilir. Kanal tedavisi uygulanan diş ömür boyu kullanılabilir. Kanal tedavisi sırasında diş fazla madde kaybetmişse dişi desteklemek, fonksiyonunu sağlamak ve dişin ömrünü uzatmak için çeşitli dolgular kullanılarak restorasyonlar yapılabilmektedir. Kanal tedavisi sonrası ağız ve diş sağlığını korumak için dişler günde 2 kere fırçalanmalı, ara yüz fırçaları ve diş ipi kullanımına dikkat edilmelidir. Ağız ve diş sağlığını ömür boyu koruyabilmek adına 6 yaşına kadar yılda 1 kere, 6 yaşından sonra yılda 2 kere diş kontrolüne gidilmelidir.

Bir dişin kaç kanalı vardır?
Dişteki kanal sayısı dişin bulunduğu yere ve kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Ağzın ön bölgesinde yer alan kesici dişler genellikle tek kanallı, küçük azı dişler 2 kanallı, büyük azı dişler ise 3-4 kanallı olabilmektedir. Dişteki kanal sayısı diş röntgeni sonucu kesin olarak belirlenebilmektedir.

Kanal tedavisi tekrar edebilir mi?
Kanal tedavisi tekrar edilebilen bir tedavidir. Eski dolgu temizlenir diş şekillendirilir, ilaç uygulanır ve yeniden doldurulabilir.

Kanal tedavisi yapılan diş kaç yıl kullanılabilir?
Kanal tedavisi sonucu onarılan diş, ağız ve diş sağlığı kurallarına da uyuluyorsa ömür boyu kullanılabilmektedir.

Gömülü yirmi yaş dişi nedir?
Diş diziliminin en sonunda yer alan, alt ve üst çenede ikinci azı dişlerin sürmesinden daha sonra sürmeye çalışan azı dişlerimiz mevcuttur. Bu dişler genellikle 16- 20 yaş aralığında ve çenenin her iki yanında zorlayıcı şekilde sürmeye çalışırlar. Ancak çoğunlukla çene kemiği içinde kendilerine düzgün sürebilecekleri bir alan bulamadıkları için gömülü kalırlar. Çenedeki tüm dişlerin gömülü kalma ihtimali vardır ancak en sık gömülü kalan dişler alt üçüncü azı dişlerimiz yani alt yirmi yaş dişlerimizdir. Genellikle yirmili yaşlarda başımızı ağrıtan dişler oldukları için yirmi yaş dişi olarak adlandırılmışlardır.

Yirmi yaş dişleri neden gömülü kalırlar?
Yirmi yaş dişlerinin gömülü kalmaları ile ilgili ortaya atılmış birçok teori mevcuttur. Genetik olarak anneden gelen küçük çene yapısı ile babadan gelen büyük diş yapısı sonucundaki uyumsuzluklar, beslenme alışkanlıkları, süt dişlerinin erken kayıpları, çenede enfeksiyon, kist gibi patolojik oluşumların varlığı gibi birçok etkenin 20 yaş dişlerinin gömük kalmasına neden olduğu düşünülmüştür. Yine rafine ve yumuşak besinlerle beslenme sonucunda çene gelişiminin giderek daha sınırlı olması, yirmi yaş dişlerinin gömülü kalmasına dair bir neden olarak düşünülmüştür.

Yirmi yaş dişleri ne tür zararlar verirler?
Gömülü dişler, sıklıkla da yirmi yaş dişleri, çene kemiği içinden ağız içine doğru sürme için yeterli yer bulamadığında çene kemiğinde ve çevreleyen dokularda çeşitli rahatsızlıklara neden olurlar. Bunlardan en sık rastlananı ilgili bölgedeki diş ve çene ağrılarıdır. Yirmi yaş dişlerinin hemen önündeki ikinci büyük azı dişlerinde çürük olmamasına rağmen basıya bağlı ağrılar gözlenebilir. Gömülü yirmi yaş dişlerinin çekilmemesi durumunda bu basının devam etmesi nedeniyle ikinci büyük azı dişlerinde çürük, diş köklerinde erime ve apse oluşumu söz konusu olabilir. İhmal edilen durumlarda çene kemiği içinde kistler oluşarak daimi dişlerin kaybına ve çene kemiğinde kemik erimesine neden olabilirler.

Gömülü yirmi yaş dişleri çene ağrısı yapabilir mi?
Gömülü yirmi yaş dişi ağız içine sürmeye çalışırken çevresindeki kemik, kas dokusu ve bağ dokusunda zorlayıcı etkiler yapar. Bunun sonucunda enflamasyon (yangı) adını verdiğimiz tablo görülür. Bu durumda çene kemiğinde ve çene eklemine komşu olan kaslarda ağrı ve hareketlerde kısıtlılık görülebilir. Gömülü yirmi yaş dişi enfeksiyonlarında kulak önüne yansıyan şiddetli ağrılar ve ağız açmada kısıtlanma da meydana gelebilmektedir.

Gömülü yirmi yaş dişlerinin tedavisi nasıldır?
Gömülü yirmi yaş dişlerinin tedavisi öncesinde detaylı klinik ve radyolojik muayene önemlidir. Çene kemiği içinde sürebilmesi için yeterli yer mevcut olan, sürme doğrultusu normal olan genç yaşlardaki bireylerde bu dişlerin takibi ve ağrı oluşması durumunda ağrı kontrolü için medikal tedavi yeterli olabilmektedir.

Bununla birlikte çene kemiği içinde sürmesi için yeterli yer olmayan,normalin dışında sürme doğrultusuna sahip, çevreleyen diş ve kemik dokusunda zararlı etkiler gösteren gömülü yirmi yaş dişlerinin ivedilikle uzaklaştırılması gerekmektedir.

Gömülü yirmi yaş dişleri ne zaman çekilmelidir?
Gömülü yirmi yaş dişleri çenede ağrı, ağız açmada kısıtlılık, yanak içinde yaralanma ve koku oluşturduğu zaman çekilmek üzere değerlendirilmelidir. Bununla birlikte radyolojik incelemede çene kemiğine ve çevre dişlere zarar verdiği tespit edilen gömülü dişlerin de çekimi önerilmektedir. Genç yaşlarda yara iyileşmesi daha hızlı olduğundan çekimi planlanan bir gömülü yirmi yaş dişinin bekletilmeden uzaklaştırılmasında fayda vardır.

Gömülü yirmi yaş dişleri nasıl çekilir, gömülü yirmi yaş dişi çekimi zor mudur?
Gömülü yirmi yaş dişlerinin uzaklaştırılması çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilmektedir. Lokal anestezi altında sadece ilgili bölgenin uyuşturulması ile operasyon gerçekleştirilebileceği gibi diş hekimi korkusu olan, bulantı veya ağız açmada güçlüğü olan bireylerde sedasyon ya da genel anestezi altında diş çekimi işleminin gerçekleştirilebilmesi de mümkündür. Uzaklaştırılması planlanan gömülü yirmi yaş dişleri için sterilizasyona dikkat edilerek sağlam ve sağlıklı dokulara zarar vermeden minimal invaziv cerrahi seçenekleri mevcuttur. Bu sayede hem işlem kolay ve hızlı bir şekilde tamamlanabilecek hem de işlem sonrası derlenme süreci hızlı olacaktır.

Gömülü yirmi yaş dişi çekimi riskli midir?
Gömülü yirmi yaş dişlerinin çekimi öncesinde ayrıntılı muayene önemlidir. Gömülü yirmi yaş dişlerinin kökleri bulundukları yer itibariyle önemli damar ve sinir yapıları ile komşuluk içindedir. Yetersiz değerlendirilerek ya da uygun olmayan ekipmanlar ile çekilen gömülü yirmi yaş dişleri sonucunda dudakta geçici veya kalıcı hasar oluşabilir ve dudakta hissizlik meydana gelebilir. Bu nedenle gömülü yirmi yaş dişi operasyonu öncesinde klinik ve radyolojik incelemelerin yapılması, gerekli ise ileri görüntüleme tekniklerinin seçimi ve uygulanacak olan cerrahi tekniğin bu değerlendirmeye göre yapılması gerekmektedir.

Gömülü yirmi yaş dişi çekiminden sonra bakım süreci nasıldır, gömülü yirmi yaş dişi çekimi sonrası nelere dikkat edilmelidir?
Gömülü yirmi yaş dişi çekimi lokal anestezi, genel anestezi ya da sedasyon teknikleri eşliğinde konforlu bir şekilde gerçekleştirilebilir. Bununla birlikte iyileşmenin hızlı ve konforlu olabilmesi için seçilen cerrahi teknik ve ekipmanlar kadar evde bakım ve uygulamalar da önemlidir. Doktorunuzun önereceği şekilde aralıklı soğuk kompres uygulaması, ağrı kesici ve gerekli ise antibiyotik kullanımına devam edilmesi uygun olacaktır. Cerrahi işlem sonrasındaki ilk 24 saat boyunca dinlenmek uygun bir seçenek olacaktır. Çekim bölgesinin temizlenmesi ile ilgili olarak doktorunuzun belirteceği yöntemlerden bir tanesi ile ilgili alanın temizlenmesi iyileşmeyi hızlandıracaktır.

Gömülü yirmi yaş dişi çekiminden sonra beslenme nasıl olmalıdır?
Gömülü yirmi yaş dişi çekimi sonrasında ilk 24 saat boyunca olabildiğince yumuşak, ılık ve tanesiz beslenme uygun olacaktır. İşlemden sonraki gün normal beslenme mümkün olmakla birlikte operasyon alanına dikkat edilmesi uygun olacaktır. Fazla çiğneme gerektiren besinlerden ve asitli içeceklerden uzak durmak faydalı olacaktır.

Yirmilik dişler, halk arasında 20 yaş dişleri olarak da adlandırılan, en son çıkan yetişkin dişleridir. Çenenin en arka kısmında yer alan azı dişleri olan 20lik dişler genelde çene yapısına uyum sağlamamaları nedeniyle çoğu bireyde ağrı, apse oluşumu ve rahatsızlıklara yol açar. Bu nedenle birçok yirmilik dişin diş çekimi veya diş ameliyatları ile alınması gerekir. Söz konusu sorunlar yirmilik dişlerin çıkması için çenede yeterli alanın bulunmamasından kaynaklanır. Neden olduğu şiddetli ağrıların yanı sıra çene yapısının bozulmasına ve komşuluğunda bulunan diğer dişlerin sağlığının olumsuz etkilenmesine de yol açabilir. Bu nedenle yirmilik dişlerin çıkmaya başlaması ile birlikte diş hekimlerine danışılarak kontrolden geçilmesinde fayda vardır. Çene yapısı uygun olan bireylerde yirmilik dişlerin çekilmesi gerekmez. Bazı durumlarda ise yirmilik dişler uygun olmayan çene yapısı nedeniyle yanlış açı ile çıktıklarından diş etine gömülü şekilde kalabilir ve dışarıdan bakıldığında görünmeyebilir. Gömülü yirmilik diş olarak adlandırılan bu dişler genellikle yol açtıkları ağrılarla kendisini belli eder. Çene ve diş yapısının olumsuz etkilenmemesi, apse gibi istenmeyen sorunların önlenebilmesi için düzenli olarak diş hekimi muayenesinden geçilmelidir. Düzenli diş muayenesi ile yirmilik dişlerin çıkmaya başlaması ve gelişimi takip edilebilir ve bir olumsuzluk olması halinde ağız ve diş sağlığı zarar görmeden dişler çekilebilir.

Diş gelişimi, bebeklikte 6 ay ile 3 yaş arasında tamamlanan altta 10, üstte 10 olmak üzere toplamda 20 adet olan süt dişleri ile başlar. Ardından 9-10 yaşlarından itibaren süt dişleri yavaş yavaş dökülerek yerini yetişkin dişlerine bırakır. Toplamda 32 tane olması gereken yetişkin dişlerinin (ana dişler) 28 tanesi çocukluk ve erken ergenlik döneminde tamamlanmış olur. Kalan 4 adet büyük azı dişi ise alt ve üst çenede en arka kısımda yer alan yirmilik dişlerdir. Adından da anlaşılacağı üzere 20 yaş civarında çıkan bu dişler, genellikle sağlıklı bir şekilde çıkamaz. Gömülü veya yarı gömülü olarak kalabileceği gibi yetersiz alan nedeniyle ağız içi etlerini sıkıştırma, diğer dişlere zarar verme, ağrıya neden olma gibi pek çok olumsuzluğu da beraberinde getirebilir. Çene yapısı uygun olan, yirmilik dişler için büyük azı dişlerinin arkasında yeterli çıkış alanı bulunan bireylerde bu dişler herhangi bir sorun yaratmaz. Bununla birlikte çok arkada, ulaşılması zor bir konumda bulunan yirmilik dişleri ağız ve diş bakımını düzenli olarak yapan bireylerde dahi yeterli olarak temizlenemeyebilir. Bu gibi nedenlerden dolayı yirmilik dişlerin bazı durumlarda çekilmesi veya gömülü olması halinde cerrahi operasyonla alınması gerekebilir.

20lik diş kaç yaşında çıkmaya başlar?
Yirmi yaş dişleri, her ne kadar bu şekilde isimlendirilseler de 20 yaşında çıkmak zorunda değildir. Toplamda 4 adet olan bu dişler genellikle 17-25 yaş aralığında çıkar. Eğer bu yaş aralığında çıkmazsa bile bu, dişlerin olmadığı anlamına gelmez. Çoğu zaman gömülü kalmaları nedeniyle kişide ağrıya neden olmaması halinde yirmilik dişler fark edilemeyebilir. Bu durumda gömülü dişlerin durumu ancak diş hekimi kontrollerinde yapılan röntgen incelemelerinde görülebilir. 17-25 yaş grubu bireyler yirmilik dişlerin çıkacağı bölgede ağrı hissetmeleri veya anormal görünüme sahip bir diş çıkarmaları durumunda diş hekimlerine başvurmalıdır.

20lik diş belirtileri nelerdir?
Diş etlerinde yeterli alan bulabilen ve olması gerektiği gibi çıkan yirmilik dişler sağlıklı bir şekilde gelişir ve herhangi bir rahatsızlık belirtisine yol açmaz. Fakat çoğu bireyin yirmilik dişleri bu alanın olmaması nedeniyle sorun yaratır. Yirmilik dişlerin çıkışı veya gömülü kalması sırasında görülen yaygın belirtiler şunlardır:

Diş ve diş etlerinde ağrı,
Diş eti hassasiyeti,
Çeneye ve kulağa vuran ağrılar,
Lenf bezlerinde şişlikler,
Baş ağrısı,
Ağızda kötü koku,
Çiğneme sırasında ağrı hissetme
17-25 yaş aralığındaki bireylerde bu gibi semptomların büyük bir kısmı yirmilik dişler ve bu dişlerin yol açtığı komplikasyonlardan kaynaklanır. Dolayısıyla bu şikayetleri yaşayan bireyler diş hekimlerine başvurmalıdır.

Gömülü 20lik diş nasıl anlaşılır?
Yirmilik diş ağrıları ve diğer semptomları gösteren bireylerde yapılan ağız ve diş muayenesinde genellikle bir diş röntgeni çekilir. Bu röntgen tüm dişlerin kökleriyle birlikte kemik yapıları, açıları ve gömülü dişler hakkında net görüntülerin elde edilmesini sağlar. Dışarıdan görünmeyen, yatay olarak çıkmış ya da yarı gömülü olan yirmilik dişler röntgende incelenebilir. Röntgen incelemesi sırasında çekilmesi gereken dişlerin tespit edilmesi halinde bunların sıradan bir diş çekimi şeklinde mi yoksa cerrahi operasyonla mı alınması gerektiği konusunda da karar verilebilir. Bazı gömülü dişler enfeksiyon, kist oluşumu gibi durumlara sebep olabilir. Böyle bir durumun söz konusu olması halinde diş çekimi için randevu verilmeden önce bunlara yönelik ilaç tedavileri uygulanması gerekebilir.

20lik diş nasıl çekilir?
Gömülü, yarı gömülü veya sıkışık dişler çevredeki diş eti dokusunun iltihaplanması (perikoronit), besin birikimine bağlı ağız kokusu ve diş çürükleri, komşu dişlerin kök ve minelerinde doku kaybı (rezorpsiyon) gibi farklı ağız ve diş sorunlarına da yol açabilir. Bu nedenle yarı gömülü ve gömülü dişlerin yanı sıra düzgün açı ile çıkmasına karşın ağızda sıkışıklık yaratan yirmilik dişlerin çekilmesi gerekir. Yirmilik dişin nasıl çekileceği röntgen görüntülerine bakılarak çekilebilir. Doğru açıyla çıkmış olan, sıkışıklık veya çürük gibi sorunlar nedeniyle çekilmesi gereken yirmilik dişler tıpkı diğer diş çekimlerinde olduğu gibi çekilebilir. Bu durumda cerrahi operasyon gerekmez. Fakat sorunlu yirmilik dişlerin çok az bir kısmı bu şekilde çekilebilir. Daha büyük bir kısmı ise yirmilik diş ameliyatı olarak adlandırılan cerrahi girişimler yardımıyla çekilmek zorundadır.

20lik diş ameliyatı nasıl yapılır?
Yirmilik diş ameliyatının ne şekilde gerçekleştirileceği tamamen dişin röntgen görüntülerinde görülen konumuna göre kararlaştırılır. Yirmilik dişin diş eti içerisinde yer aldığı, diş köklerinin ise çene kemiğinin içinde gömülü halde olduğu durumlarda dişin tek parça halinde çıkarılması genellikle mümkün değildir. Bu durumlarda çekilecek olan yirmilik diş hekim tarafından birkaç parçaya ayrılır ve bu şekilde çekilir. Bir diğer yöntem ise dişin çekilebilmesi için diş etinde kesi açılmasıdır. Açılan bu kesi yardımıyla diş çok daha rahat bir şekilde çekilebilir. Diş çekimi ve bölgenin temizlenmesinin ardından diş etine dikiş atılır. Bu dikişler operasyondan belirli bir süre sonra alınmalıdır. Bu gibi cerrahi işlemler ağız ve çene cerrahlarının uzmanlık alanına girer. Lokal anestezi altında yapılan ameliyatın ne kadar süreceği dişin konumuna ve çekilecek diş sayısına göre farklılık gösterebilir. Yirmilik diş ameliyatı olan bireylerde ameliyat bölgesinde belirli bir süre boyunca kan sızıntısı olması normaldir. Ameliyat bölgesinde pıhtılaşmanın sağlanması için hekimin önerdiği süre boyunca yemek yenmemeli ve su içilmemelidir. Operasyon sonrasında bölgede şişlik oluşabilir, anestezinin etkisinin geçmesi ile birlikte şiddetli ağrılar gelişebilir. Bu durumda hekim tarafından reçetelendirilen ağrı kesicilerin kullanılması fayda sağlar. Dişin çekildiği bölgeye elle veya dille dokunulmamalı, yemek yerken ağzın diğer tarafı kullanılmalıdır. Kanamayı artıracağından ilk 24 saat boyunca sigara kullanımından da kaçınılmalıdır. Şişliklerin dindirilmesi için ise buz kompreslerinden yararlanılabilir.

Eğer siz de 20lik diş ağrılarına benzer sorunlar yaşıyorsanız diş hekimlerimize başvurarak muayeneden geçebilirsiniz. Sorunlu yirmilik dişlerinizin zamanında çekilmesini sağlayarak diğer dişlerinizin zarar görmesini önleyebilir, ağız ve diş sağlığınızı koruyabilirsiniz.